Kitap Okurken Neden Sıkılıyoruz?

Kitap okumak sıkıcı mıdır? Evet, kesinlikle! Gözden kaçırdığımız bazı noktalar olduğu müddetçe kitap okumak sıkıcıdır. Peki ya, bu noktalar neler olabilir? Hadi gelin isterseniz biraz daha yakından bakalım.

 

Ne zaman, nerede ve nasıl?

Bir kitabı, hangi vakitlerde, nerede ve nasıl okuyorsunuz?

  Söz gelimi, uyumadan önce kitap okumak doğru bir davranış gibi görünmüyor. Zira tüm günün yorgunluğunu taşıyan bedeniniz ve aklınız, düşsel bir süreç içerisine girmek yerine uyumayı kolaylıkla tercih edebilir. Bu konsantrasyonunuzu azaltıp kitabı okusanız bile birkaç sayfa ile sınırlı kalmasına yahut bir şey anlamayıp sıkılmanıza sebebiyet verecektir.

  Bunun yerine sabah uyandıktan sonra okumaya ne dersiniz? Güzel bir kahvaltı ve biraz okumak… Denemeye değer gibi.

  Peki ya, nerede kitap okuyorsunuz? Her zaman olduğunuz yerlerde bir şeyler okumak yani keşfetmek kolay olmayabilir. Bu yüzden dışarı çıkabilirsiniz. Mevsim şu sıralar buna oldukça uygun. Doğaya temas edebileceğiniz bir yer yahut sessiz ve sakin bir mekân buna uygun olabilir. Okuma alışkanlığı elde etmeye başladıkça bunu her zaman vakit geçirdiğiniz yerlere doğru kaydırabilirsiniz. Bu sayede her zaman olduğunuz ve yapmaya alıştığınız şeylerin okumanın önüne geçmesine engel olabilirsiniz.

  Tabii, nasıl okuyor olduğunuz mühim. Sizi kolayca kendisine çekebilecek gürültü ve akıllı cihazların yanında olmak doğru bir hamle olmayacaktır. Onların yakınlarda bir yerlerde olduğunu bilmek, okumak kaçmak için bahaneler üretmenize olanak verecektir. En iyisi “Çılgın Kalabalıktan Uzakta, Kendine Ait Bir Oda” bulmak olacaktır.

 

Ne okuyorsunuz?

  Ne okuduğumuza değinmeden bu konuda gerçek bir çözüm üretmek mümkün değil. Kitap okurken sıkılıyorsanız sorun her zaman sizden kaynaklanacak diye bir gerçek yok. Sorulması gerek soru, kendinize uygun bir kitap mı okuyorsunuz? Söz gelimi geçtiğimiz aylarda hazırladığımız ve biricik videolarımızdan biri olan Corto Maltese tahmin ediyoruz ki bir çizgi roman olduğundan dolayı sizler tarafından pek ilgi görmedi. Çizgi romanlar, bilim kurgu yahut fantastik edebiyat size uygun olmayabilir. Bu yönden ilginizi çekebilecek konularda bir şeyler okumaya karar vermeniz faydalı olacaktır. Aa, bu arada Corto Maltese şuradan bir bakın derim zira, bir çizgi romanın çok ama çok ötesinde bir eser, hoşunuza gideceğinden eminim.

 

Kötü çeviri

 Kötü bir çeviriye sahip bir eser okuyorsanız, yazılmış en güzel kitaplardan birinin dahi okuyor olsanız sıkıcı bir okuma deneyimi yaşayacağınıza eminim. Bu yönden çevirinin önemi çok mühim, bu konuda daha önce blogta birçok yazı yazmış hatta Romanlarda Çevirinin Önemi adında bir video hazırlamıştık, açıklama kısmındaki linklerden onlara bir bakmanızı öneririm.

 

Arka plan

 Bazı eserleri okurken öncesinde biraz hazırlık yapmamız gerekebilir. Eserin geçtiği dönemi ya da anlattığı konuya dair hiçbir fikrimiz yoksa muhtemelen eserden pek bir şey anlamadan sıkılıp bir köşeye bırakabilirsiniz. Bu yönden eseri çok fazla deşifre etmeyecek şekilde hazırlıklı bir okuma sürecine girişmek yerinde olacaktır. Aynı zamanda bu eserden alacağınız verimi de artırabilecek bir yöntem.

 

Ön yargılar

 

Çoğumuzun kitaplarla olan tanışıklığı ilk okul yıllarına dayanıyor. O yıllarda öğretmenlerimiz bize kitaplar verir hatta okunmasını çeşitli yollarla şart kılardı. O eseri okuma işkencesinin bizde ortaya çıkardığı sonuç kitaplardan soğumak büsbütün kaçmak oldu. Onların biraz hatalı olduğunu söylemek mümkün olabilir. Zira söz gelimi Balzac’ın Vadideki Zambak eseri henüz lise yıllarının başlarında yahut orta okulda olan bir çocuğun yaşamındaki tecrübeleriyle bağdaşmayan ve henüz vakitsiz bir eser. Önemli bir unsuru göz önünde bulundurup o yıllarda oluşan ön yargılarımızı yıkabiliriz: Yaşımız ilerledikçe küçükken sahip olduğumuz birçok bilginin, ön yargının yanlış olduğunu öğreniyoruz. Bu kaide kesinlikle kitaplar adına da geçerli.

 

Doğru zaman, doğru kitap

Her kitabın bir yaşı bir zamanı vardır. Okurken sıkıldığınız kitaplar olmuşsa bunları tümüyle köşeye atmayın derim. Her kitap bizim tecrübelerimize, düşüncelerimize ve hislerimize seslenir. Yıllar geçtikçe birçok şey yaşarız. Bizim için bir zamanlar hiçbir şey ifade etmeyen eserler yaşadıklarımızla bambaşka boyutlara ulaşabilir. Doğru zamanda doğru kitabı okumak, kendimize yapabileceğimiz en güzel şeylerden biri.

 

Okumanın sihirli değneği: Hayal etmek

Tüm anlattıklarımdan çok daha sihirli bir formül biliyorum. Tam manasıyla sihirli bir formül! Sizce de etrafımızdaki tüm akıllı cihazlar, sosyal ağlar vs. hepsi daha az hayal kurmamızı ister gibi bir hali yok mu? Bize hayal kurdurabilecek hiçbir boşluk bırakmıyorlar. Ve sonunda bir şekilde çok daha az hayal kuran insanlara dönüşüyoruz. Oysa ki kitaplar olduğu şekilde kalıyorlar. Kelimeler ve onların anlamları, onlarca manalar. Hiç içinde olmadığımız mekanlar, tanımadığımız insanlar, bilmediğimiz başka onlarca şey. Kelimelerin arasında onları hayal etmek kadar başka güzel olan ne olabilir? Hayal kurmayı tekrar öğrenmemiz gerekiyor, tıpkı çocuklarınki gibi saf bir hayal gücüne teslim etmeliyiz kendimizi. O zaman şu ana kadar anlattıklarımdan bir parça sahipseniz kitap okumak sıkıcı olmayıp tıpkı nefes almak, yemek yemek, uyumak gibi bir temel ihtiyaca dönüşecektir. Benden bu kadar şimdi biraz hayal etmek istiyorum. Acaba Beyaz Geceler’in karakteri Nastenka’dan sonra neler yapmıştır. Eğer okuduysanız siz de bana katılın lütfen ama önce nefesinizi tutun, üçe kadar sayın ve kendinizi saf bir hayal gücüne bırakın.

 

%d blogcu bunu beğendi: