Nasıl İyi Bir Okuma Listesi Hazırlanır?

Birçok farklı kitap okuma listesine tanık olabiliyoruz. Eğer o listelerde yer alan kitaplar bize hitap edebiliyorsa verimli de olabiliyor. Ama bence daha verimli olabilecek bir yöntem, kendi listelerimizi oluşturmak ya da o listeleri kendimize göre uyarlamak. Bu videoda sizlerle beraber bir okuma listesi oluşturacağız ve bu liste üzerinden, nasıl iyi bir okuma listesi hazırlanır? Onu anlamaya çalışacağız.

İlk yapmamız gereken bir listeyi oluştururken bir yoğunlaşma olup olmayacağına karar vermek. Bu yoğunlaşma ne anlama geliyor? Yani, bir yazara mı daha çok yer verdireceğiz ya da işte Fransız Edebiyatı, Rus Edebiyatına mı? Ya da bir döneme mi, Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı ya da Tanzimat Dönemi Edebiyatı gibi bir şey mi? Bu liste için ben bir yazar tercihinde bulundum, Tolstoy’u seçtim. Yer alan listedeki kitaplar içerisinde Tolstoy ağırlıkta olacak. Peki kaç kitap seçeceğiz? İkinci noktada da bu geliyor. Yirmi seçilebilir, beş seçilebilir… Birbirinden farklı rakamlar olabilir, çünkü azlık ve çokluk bizim algımıza göre değişecek bir şey. Standart oluşturması açısından, kendi adıma on rakamını belirledim. On tane kitap seçeceğiz ve bunların neredeyse yarısı Tolstoy’a ait olacak. İsterseniz listeyi yapmaya başlayalım. Ben de bir şekilde buradan listeyi tamamlarken yan tarafta da siz listeyi göreceksiniz. Değişimleri de oradan takip edebilirsiniz listedeki. Bu bir örnek, özel bir liste değil. Yani takip etmek isterseniz sadece burada örnek oluşturması açısından yaratılacağını da belirtmekte fayda var.

Şimdi, ilk olarak ne yapacağız? Çok ağır bir esere başlayabiliriz Tolstoy’dan veya koyacağımız diğer eserlerden. Bence bu çok yerinde olacak bir hamle olmaz, çünkü başlangıçta hemen büyük bir esere girişmek. O listenin sonunun pek görünmeyeceği gibi bir anlam çıkartabilir. Daha hafif eserlerle bir ısınma turu yapmak çok yerinde olacaktır. Böyle deyince benim aklıma iki tane Tolstoy eseri geldi. Farklı öykülerinin bir araya toplandığı kitaplar bular. ”Efendi İle Uşağı” ve ”İnsan Neyle Yaşar?”. Birinci sıraya şunu yazıyorum: ”Efendi ve Uşağı”nı yazıyorum. ”Efendi İle Uşağı” diye çeviriliyor da aynı zamanda. İkinci sıraya da ”İnsan Neyle Yaşar?”ı yazdım. Tamam. İki tane Tolstoy seçtik, güzel. Üçte ne yapalım? Tekrar Tolstoy’la mı devam edelim yoksa başka bir yazara mı geçelim? Bence başka bir yazara geçelim, çünkü tekrar bir Tolstoy, daha hemen baştan bu kadar fazla, bizi sıkabilir. Üçüncü sıra için ben ”Aganta Burina Burinata”yı seçiyorum. Farklı bir yazar, farklı bir dünya, farklı şeyler var anlatımda. Hoşumuza da gidebilecek bir eser. Yani en azından ilk iki esere göre. Bence üçüncü sıraya Halikarnas Balıçkısı’ndan ”Aganta Burina Burinata”yı koymak yerinde olacaktır. Tamam, üç tane böyle bizi çok fazla yormayacak, çok yoğun anlatımların olmadığı eser seçtik. Dörtte ne yapacağız? Tekrar bu yönde devam mı edeceğiz ya da birazcık ısındık, iyi bir esere mi girişelim diyeceğiz? Bence iyi bir esere girişelim demeliyiz ve bunun için de, Tolstoy’un baktığımda gerçekten başyapıt sayılabilecek eserlerinden biri, ”Anna Karenina” var. Onu okumak, bin sayfa gibi bir yanılmıyorsam hacmi vardı. Bizim için iyi olabilir. Onu tamamladıktan sonra muhtemelen bir başyapıt okumanın etkisiyle çok fazla etkileneceğiz ve tekrar bir başyapıta girişmek çok da yerinde bir hamle olmaz. Birazcık mola vermeye, özellikle farklı yazarla mola vermek yerinde olacaktır. Ne seçebiliriz? Beşinci sıraya bence ”Lüzumsuz Adam”ı seçebiliriz. Sait Faik Abasıyanık’tan ”Lüzumuz Adam” yerinde olabilir. Onun öykülerindeki o güzel dil, o akıcı dil bize güzel bir mola yaptırabilir. Ama beşe kadar geldiğimiz kitapların hepsi tanıdıktı. Yeni şeyler keşfetmeyecek miyiz? Bence bir listenin, burada başka bir nokta çıkıyor en önemli kısımlarından biri; yeni keşiflere sebebiyet vermesi. Edebiyatta… Bu yaşıma kadar yaptığım okumalarda şunu anladım; Evet; kendi beğendiğimiz yazarları, akımları vesaire okumak çok güzel bir şey. Onlara daha fazla hakim olmak… Ama gerçek bir edebiyat sever olabilmek, birçok farklı açıdan bakabilen bir edebiyat sever olabilmek adına bence farklı okumalar gerçekleştirmek, türler, yazarlar okumak çok önemli bir unsur. Altıncı sırada da bunu gerçekleştirelim diyorum ve bilmediğimiz bir eser olarak varsayarak, Dino Buzatti’nin -pek popüler olmayabilir- ”Tatar Çölü”nü seçiyorum. Farklı bir okuma, molayı da biraz uzatabilir, o beşinci eserde aldığımız molayı. Bence yerinde olacaktır.

Ardından geldik yediye. Yedide ne yapalım? Tekrar yoğun bir esere girelim mi? Ama bir dakika, burada başka bir şey ortaya çıkıyor. Tamam, altıya kadar seçtiğimiz eserler güzel gidiyor, kendi içerisinde bir ritmi var. Peki bizim yaşantımıza uyuyor mu? Yani, tam yedinci kitabı okuyacağımız zaman da diyelim ki ”Diriliş”i seçtik. ”Dirliş”i yazalım buraya. ”Diriliş”i seçtiğimiz zaman da bizim hayatımızda önemli bir gelişme oldu, çok fazla vaktimiz yok. O sırada ”Diriliş” gibi daha hacimli ve zor bir kitabı okumaya girişmek o listenin başarısız olmasına sebebiyet vermez mi? Bence verir. Bu ne anlama geliyor; bu listedeki sıralamayı tümüyle kendinize göre şekillendirebilirsiniz. Ana motifleri korumanızı öneririm. Yani, girişteki o bir ısınma turunu, araya başka eserleri koyma gibi şeyleri, büyük eserleri ardı ardına koymama gibi şeyler yapabilirsiniz ama kendi yaşantınızdaki akışa önem vermeniz yerinde olacaktır. Şimdi, akış deyince ve böyle önemli şeyler deyince benim aklıma çok fazla tanıdık olduğum bir olay geldi. Ondan da bahsetmek istiyorum. Özellikle öğrenci takipçilerimizde hatta tüm öğrencilerde gördüğüm bir şey: sınav dönemlerinde, böyle o kasvetli zamanda kitap okumak pek yanaşılmayan bir durum. ”Şu sınavları bitireyim, ondan sonra okuyacağım.” şeklinde ifadeleri çok duyuyorum. Bunu pek duymuyorum ya da hayatınızda böyle çok vaktinizi alacak başka bir şey olabilir, bir tez üzerine çalışabilirsiniz, farklı farklı şeyler yapabilirsiniz ama kitap okumayı bırakmamanız yerinde olacaktır, çünkü kitap okumak salt bir alışkanlık, bir rutin değil, farklı bir anlamı var. Ruhumuza itap ediyor. Bazen ruhumuzu karmaşıklaştırıyor, bazen rahatlatıyor, o düşüncelerimizi atmamıza sebebiyet veriyor -o kötü düşünceleri-. Bir şekilde daha hafif eserlerden, bu listedeki, işte diyelim ki o iki, başlangıçta verdiğimiz öykü kitabından… Onları böyle günde az az olsa da okumaya devam etmemiz, okumayı bırakmamamız, bir liste yapıyorsak, o listeye de yavaş yavaş devam etmemiz yerinde olacaktır. Bu her anlamda bize iyi gelecektir. Şimdi konumuza geri dönelim. Diyelim ki, gündelik hayatınızda ve uzun vadedeki hayatınızda belli olaylar olacak. Ona göre de şekillendirdiniz. On tane kitap fazla da olabilir, çünkü bazen ben diyelim ki dördüncü kitabı okurken, o kitap vesilesiyle ya da başka bir yolla başka bir eser keşfediyorum ve o beni çok cezbediyor, onu okumak istiyorum bir an önce ama bakıyorum ki daha çok eser var. Bu kadar uzun bir şey benim okuma alışkanlıklarıma göre fazla olabilir, sıkılmama sebebiyet verebilir, bunu beşe de düşürebilirsiniz. Burada anlatmaya çalıştığım en öz şey: nasıl bir mantık yürütebileceğimiz ya da kendi fikirlerim diyebiliriz. Tamam, yedinci sıraya ”Diriliş”i koyduk. Bunda anlaştığımızı düşünüyorum. Sekizde ne yapalım? Şu ana kadar hep öykü ve roman okuduk. Ee, farklı bir şeyler okuyacağız iddiasında da bulunuyoruz. Bence buraya bir şiir koyalım. Güzel bir şiir kitabı bizi rahatlatabilir ve keyif verdirebilir bu liste adına. Ne geldi aklıma şiir kitabı deyince? Geçenlerde şiir seslendirmesini yaptığımız bir kitap geldi. Cahit Sıtkı Tarancı’nın ”Otuz Beş Yaş” şiir kitabı. Bence oraya çok güzel gidebilir yedinci kitap olarak. Özür dilerim sekizinci kitap olarak. Şimdi, sekizde onu seçtik, dokuzda ne koyabiliriz?

Dokuzda tekrar farklı bir türe kayalım mı? Yani bu sefer kurgudan çıkalım ve düz yazıya gidelim, ”Denemeler” kitabını koyalım. Montaigne’den ”Denemeler”, türe de ismini veren bir kitap ve gene hafif denilebilecek, çünkü dili gerçekten akıcı ve güzeldir Montaigne’in. Oraya gidebilir diye düşünüyorum. Peki onda ne yapalım? Onda artık birazcık büyük bir esere girmek var… İyi olur diye düşünüyorum. Yani, oraya girelim artık. Büyük eser deyice de Tolstoy… Sizin aklınıza ne geliyor? Benim aklıma ”Savaş ve Barış” geliyor. Herhalde finali yapmak için en ideal eser. Başlangıcı ve finali Tolstoy’la yapmış oluyoruz. Şimdi, tekrar bir özet geçmek gerekirse; nelerden bahsettik? Bir hedef belirlemekten bahsettik. Yani, bu liste neye hitap edecek? Hedefimiz ne, bir yazarı tanımak mı, yoksa işte Cumhuriyet dönemi edebiyatını tanımak mı? Ona göre eserlerimizi seçeceğiz. Farkettiyseniz Tolstoy neredeyse yarı yarıya, beş kitap oradan, beş kitap oradan. Belki sayfa hacmi olarak daha fazla, çünkü buradaki, tahminimce dört bin sayfayı geçen bir kitap hacminden bahsediyoruz. Tolstoy burada daha ağırlıklı olsa da, farklı yazarlar, farklı diller var. Bu şu anlama geliyor; ben diyelim ki, bir yazara odaklanırken, Tolstoy’un tüm eserlerini de okuyabilirdim, bir anda liste tüm Tolstoy eserlerinden oluşabilirdi ama her yazarın her kitabı çok iyi değil. Tolstoy’un da bazı okurken bize keyif vermeyecek eserleri olabilir. Bu, o listenin… Hemen elden kaymasına, hemen gözden düşmesine sebebiyet verecektir. Böyle bir şey yapmadım. Beş tane farklı eser koydum. Bununla beraber, eser sayısını azaltma veya çoğaltma gibi bir yöntem de izledim. Çok daha önemli bir şey yaptım; bunu çok sık söylüyoruz, ”Doğru zamanda doğru kitabı okumak.” çünkü gerçekten çok önemli olduğunu düşünüyorum. Böyle bir yol da izledik, doğru zamanda doğru kitabı okumayı da işledik. Şimdi, bazılarınız diyebilir ki: ”Ya, kitap okuma listesi yapmıyorum ben.” Özgür bir şekilde ”Şimdi bir kitabı okuyorum ve ondan sonra neyi görürsem, canım ne isterse onu okuyorum.” Bu da çok güzel bir yöntem. Ara ara ben de bu tür bir yöntem izleyebiliyorum, ama kitap okuma listesi oluşturma, belki de okuma serüveninin daha disiplinli bir şekilde gitmesi adına yerinde olabilir, ama kesinlikle, o bahsettiğim de kötü bir şey değil. Bence tamamen birini kullanmayıp ara ara farklı yöntemler, bunlardan da farklı yöntemler izlenebilir diye düşünüyorum. Aslında gördüyseniz, buradan çıktıktan sonra, bu listeyi tamamladıktan sonra, yeni keşiflere de yol alabilirim. Yani, Dino Buzatti’yi okuduktan sonra… ”Aa, onun dili çok ilginçmiş, o halde onun dilini de… bir sonraki listede yer alayım.” şeklinde bir keşif sağlayabilirim. Bunun faydalı olabileceğini düşünüyorum. Umarım bahsettiğim bu kısa liste sizin için verimli olabilir oluşturabileceğiniz listelerde.

Bu arada rehber videolarında biz birçok şeyden bahsediyoruz, kendi bakış açılarımızı sunuyoruz. Bunların hepsi sizin için doğru olmayabilir, bunlar çünkü birer bakış açısı. Bu bakış açılarını üzerinizde denemenizi ve doğru olanları bir köşeye ayırmanızı, yanlış olanları da sıyırmanızı öneriyorum. Bu sayede doğru olanları sizin üstünüzde toplayıp sizin için en verimli olabilecek okuma serüveninin içerisinde bulunabilirsiniz. Bu videoda bundan bahsettim. Bir sonraki videoda başka bir rehberden bahsedeceğimizi düşünüyorum. O zamana dek hoşça kalın, görüşmek üzere.

No Comments

    Leave a Reply